« Önceki :: Sonraki »

YÜREĞİN ÜŞÜDÜĞÜ GÜN

 

Yüreğin üşüdüğü gün
sıcacık bir günü düşün
sıcacık bir bahar gününü
umudun büyüklüğünü
ve sonsuz maviliğini göğün

yüreğin üşüdüğü gün
bir çocuğun gülüşünü düşün
bir çocuğun beyaz düşünü
göveren dal uçlarını
çatlayan tomurcuğu
ve çiçeklenen yerini her öpüşün

yüreğin üşüdüğü gün
bir ormanın gümbürtüsünü düşün
bir ırmağın türküsünü
bulutların beyazlığını
güneşin kızıllığını
ve ısıtan yanını özğürlüğün

Yorum (0) Yorum yaz!

ÖZGÜRLÜK SEVDASI


 

Sınırsız sevdim gökyüzünü
sevemedim tutsaklığı bi-türlü

güvercinleri
mavi
göklerde
sevdim
beyaz beyaz uçarken

çiçekleri
yeşil
dallarda
derdim
duygu duygu açarken

balıkları
büyük denizlerde
gördüm
nazlı nazlı yüzerken

oldum olası
ne bir saksım olsun istedim
ne bir akvaryumum
ne de bir kafesim

altın kafeste de olsa
kuşlar özgür olsun isterim
balıklar özgür
çiçekler özgür
sevmem daracık yerleri

isterdimki
sevdalı bir rüzgar olsun
dile gelsin
her bahar yaprakları okşasın sesim
sevdalar büyütsün özgürlüğe dair

isterdimki,
yeryüzü çiçeklerin
gökyüzü güvercinlerin olsun
güneşin okşadığı her yer
bahar bahar çiçek koksun

isterdimki,
gökkuşağı olsun sevdam
sarılsın umutlara
bulutlara uzansın hür düşüncelerim
her tarafta barış, dostluk, kardeşlik olsun
dünyada ne kin kalsın, ne de düşmanlık
bütün kalpler sevgi dolsun

ve şiirler en güzel sevgilim olsun...

Yorum (0) Yorum yaz!

SENİ VE KENDİMİ UNUTMAK..

Hayatta en zor şeyi sorsalar bana unutmak derim.Zamanı unutmak,geçmişi unutmak,sözleri,sevinçleri Seni unutmak..Kolay kazanılmaz sevgiler ama kolay kaybedilirmiş vefasızlığın pençesinde.Bunu anlamam için bedel ödemem gerekiyormuş meğer.Uykularımı bölmem gerekiyormuş.Herkes uyurken seccademi ıslatmak..Unutmak vefasızlıktır diyenler unutulmanın acısını yaşamışlarmı.Oysa unutmak istediğim öyle çok şey varki.Geçen her zamanın ardından buğulu gözlerle bakıyorum geriye.Bir sessizlik kovalıyor beni adımlarını duyamadığım.Unuttum sandığım onca acının sessizliğidir gelen…Direnmek mi kime.Kollarını açıp esen her türlü rüzgarı tebessümle karşılamak mı cesaret.Yoksa pişmanlıkların seronomisini bir başka zamana taşımak mı.Çevrene gülen gözlerle bakarken kim farkına varır içindeki depremlerin büyüklüğünü.Her mevsime kırgın yaşamak.Mesafelere inat koşmak.Gecenin hiç bitmeyen vefabilir dostluğuna bırakıyorum ağıtlarımı..Hüzünlerimi…Hatıralarımı…

Değişen her şeye inat bir kır çiçeği kadar taze sevgim.Kırağı vurmuş gül kadar hüzünlü.Ölüm bile yetmiyor artık bu ana.Oysa ölmek bu olsa gerek.Bakışlarım alemler dolaşırken gözlerim gözlerinden başkasını unuttu.Bir çocuk ürkekliği ile başlıyorum güne.Boynu bükük kırılgan..Zamanın beni bekleyen bir köşesinde bir sürü yıkıntıların korkusuyla yaşamak.Hayat denen elbiseyi eskitiyorum yaralanmış mısralarla.Hiç yokmuşum gibi davranıyorum farkedilmemek için.Sessiz gecelerde yüreğime vuran sen gibi hüzünlerin sesini biriktiriyorum özlemlerime.Neden demeye korktuğum onca hatıradan kaçarcasına yaşıyorum.Suçlu aramaya kalksamda hep kendimde aradım bir suçuluyu çünkü seni suçlayamayacak kadar seviyordum

Unutmak istiyorum...

Eylül gibi esen zamanın kırık dökük adımlarını unutmak.Sessiziğimi boğan sessiz çığlıklarımı yutkunarak başımı kaldırıp ötelere bakmak. Her tercih bir vazgeçişse eğer; benim tercihim hep Sen oluyorsun.Mesafeler uzun,hasretler gurbete düşmüş.Dilimde okakşarkıları,yüreğimde sevdanın damlaları ve ben vahalara tutsak. Hayat adın geçince anlam kazanıyor.Nereye baksam sen oluyorsun gözlerimin en uç noktası.Ruhumun paramparça olmuş yamaçlarında hala isminin derin ve sırlı ıssızlığını yaşıyorum.

Ve…

Yokluğun..hiç alışamayacağımı biliyorum.Her mutluluk acımın gölgesinde tüllenecek.Ve ben seneler geçsede hüzünleneceğim.Acılarım yansımayacak güleç yüzüme.Ben seni hep seveceğim inci tanem…

Yorum (0) Yorum yaz!

HAYDİ GİT

Haydi git gülüm
Senin yerine ateşlere girmeye razı yüreğim
Senin yerine bu acıyı taşımaya muktedir
Çok seviyorsam da seni
Üstüme üstüme yıkılsa da dünya
Her gün binlerce kez ölsem
Öleceğimi de bilsem
Bana keder düşse de sensizlikten
Sen yeter ki mutlu ol ve git…..
Pişmanlığın olmasın geride bıraktığın
Senin yerinede pişman olurum ben
Teselli olur senden arta kalan hayaller
Hatıralar
Yüreğimdeki yangını sorma
Gözlerim her gün buğulansa tenim solsa da
Bıraktığın yaşayan bir ceset olsa da
Görmeyeceksin İnci tanem haydi git …..
Sokaklarımda hep senin şarkıların söylense de
Geceleri sevdan, gündüzleri hayalin dolaşsa da
Baharlarıma kış kamçıları vurulsa da
Mevsimlerime kırağı düşmüş her günüm Eylül olsa da
Gül yüzlüm git…
Sitem etmem,
Şikayet etmem
Gönlüme kilit vurup sana kahır çekmem
Senden gelecek hiç bir şeye isyan etmem
Savaşacağım son karanlık olmanı dilerim
Yarışacağım son keder
Kaybedeceğim son sızı...
Git..

Yorum (0) Yorum yaz!

Sevmek Giderken Belli Olur

Sevmek giderken belli olur
Yangınlar düşer yüreğine
Söndüremezsin sönmesini istemezsin
Yalnız başına kaldığında
Adını bile sayıklayamazsın
Onu sana sorduklarında
Yoksa unuttum mu diyorsun?
Gözlerini kapama bilen biliyor
Geceler bitmek bilmez
İnat eder sabah gün yüzünü göstermez
Yaşamak zorundasın
Ama unutamazsın
Eline kalem alırsın
Adını karalarsın
Sonra çizersin
Ama kalbinde aynıdır yeri
Söküp atamazsın
Ağlarsın ağlarsın ama ne çare
Kalem elinden düşer
Başın yere eğilir
Sevmenin anlamını daha yeni biliyorsun
O gider sen ardından bakakalırsın
Sevmek giderken belli olur
O gitti ve sen onu seviyorsun

Yorum (0) Yorum yaz!

Varlığın bir güneşle gelmişti

Varlığın bir güneşle gelmişti
Yokluğun yağmurla

Sen
Bu yabancı şehirde
Bana bıraktığın bir hasret
Bense
Aynı şehrin sefiliyim şimdi
               
Kır çiçeğin boyun büktü
Küstü tomurcuğun toprağa
Ölüyor
O
Kanadı kırık güvercin
Uğramaz oldu
Beslediğimiz serçeler ...

Gücüm
Nedenim
Varlığımdın sen
Küçülüyorum gün ve gün
Bu yabancı büyüyen şehirde
Korkuyorum hiçlikten

Her doğan güneşle
Yeni belkiler yeşeriyor yüreğimde
Bir umut filize duruyor
Yaşam bırakmıyor peşimi
Elimde değil
Çaresiz
Yaşıyorum                          
Ve ilk yağmurla
Geri geliyor yokluğun
Sığmıyor yüreğime hasretin
               
Gecelere kaçıyorum
Boş sokaklara
Sarhoş sokaklara gizliyorum kendimi
Yokluğun taşıyor gözlerimden
Gözlerim ele veriyor beni
Tükeniyorum
                    
Ben bu şehrin sefili
Ben bu şehrin hiçi oldum

Sense
Bu yabancı şehrin
Güneşinde umudum
Yağmurunda hasretimsin artık     

Yorum (0) Yorum yaz!

BAHAR VE KADIN

 

 

 

Aman Allah’ım tapılacak kadın!” Bu sözler, baharın gelişiyle sahili dolduran insanların ağzından adım başı tekrarlanıyordu. Oradan geçen herkes heyecanla, başını döndürüp defalarca kadına bakıyordu.İyi giyimli, kültürlü sayılabilecek erkekler “Ne güzel kadın!” sözleriyle düşüncelerini açığa vurarak konuşuyorlardı. Eli tesbihli bıçkın delikanlılar ise yumuşak küfürlerle beğenilerini dile getiriyorlardı.

 

Kadın yanından geçenlerin dikkatini çektiğinin farkında, oturduğu yerde umarsız bakışlarla yanındakiyle konuşuyor çekirdek yiyordu.Kadın erkekleri kamçılayan, hafif meşrep gülümsemesiyle çekici, sağlıklı ve çok güzeldi.Onu izleyen gözlere kendini biraz daha göstermek için yerinden kalkıyor, birkaç adım yürüyüp tekrar yerine oturuyordu.Güzelliğini sergilemekten ve ilgi odağı olmaktan memnundu.

Kadının güzelliğinden en çok etkilen ise biraz ötesinde oturan zayıf, solgun yüzlü bir gençti.Delikanlı görünüşüyle hastalıklı birini andırıyordu.Delikanlı kadına öyle bir bakıyordu ki: Gözlerinden ateş fışkırıyor, kalbi yerinden çıkacak gibi çarpıyordu.Vücudunu kontrolsüz titremeler sarıp sarmalamıştı.Kadının yanına yaklaşmak ve onunla bir kelimede olsa bir şeyler konuşabilmek istiyor, kafasında bir sürü düşünce gelip geçiyordu.Kadına her bakışında güzel gözlerinden içine dalıyor ve o deryada boğulup kayboluyordu. Gösterişsiz ve zavallı duruşuyla kadın onu görmemişti bile.Delikanlıyı gören sönmekte olan ateşin küllerini görebilirdi, bir üflemeyle külleri sağa sola dağılıverecekti sanki…

 

Bıçkın erkeklerden bir kaçı kadının yakınlarında toplanmış bıyıklarını sıvazlayarak kadına doğru bakıyor belli belirsiz sözcükler havada asılı kalıyordu.

 

Delikanlı oturduğu yerden kararlı bir bakışla kalktı. Kadının soluklarını duyabilecek kadar yaklaştı, tam ağzını açtığında, kadın  çırtlak,kalın ve bir o kadar da itici ses tonuyla kendiliğinden konuşmaya başladı.Delikanlı gözlerinin gördüğü güzelliği kulaklarına anlatmakta zorlandı, olduğu yerde mıhlanıp kaldı.

 

“Amma da kalabalık var be anam!” Delikanlı yeniden irkildi.Kadın konuşmaya devam etti:

 

“Lan… Bugünde iş yok anlaşılan, vücudumda terden leş gibi oldu.”

 

Delikanlının kadına dikili gözleri tiksintiyle büzüştü. Etraftakiler pişkin pişkin gülüyor ,kadın konuşmasına devam ediyordu:

 

“Sonracığıma, burası sürüyle erkek sinek dolu ama hiç biri gelip ısırmaya cesaret edemiyor ki…”

 

Kadın bu sözlerinden sonra öyle işveyle kahkaha attı ki, etrafındakilerin içleri gıcıkladı.

 

…………………………………..

 

 Kül rengine dönen delikanlı, yavaşça geriledi, başını önüne eğerek, bahar mevsiminin verdiği umudu ve sevincini, sonbahar hazanına çevirerek kederli ve mahzun, uzaklaştı.

E.S

Yorum (yok) Yorum yaz!

KARANLIKLARA GİTTİM

 

çatlıyor / mutluluğun güncesi
biliyorum
ayrılık vakti
ışıktan çalınan geceye
veda ettim
uçurumlarından korktum
yüzünün
fırtına öncesi
karanlıklara gittim
poyrazın korkusundan
bir ağaç kovuğuna sığındım
kırgın çocuk gibi
sımsıkı sarıldım
suskun yanıma
hangi yağmur deydi alnına
hangi batı rüzgarı
dağıttı renklerini
kaçıncı kez uyandım yokluğuna
kaçıncı kez değiştim kimbilir...?
bilmedin.

Yorum (yok) Yorum yaz!

BİRGÜN

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Yorum (yok) Yorum yaz!

GÜLEN GÖZLERİMİ GERİ VEREBİLECEK MİSİN

Bir filizin toprağı yararak, taptaze başını dışarı çıkarmasında sevdim seni. Rüzgara yelesini dost eden bembeyaz bir tay kadar duru oldu tüm duygularım içimde. Çağlayanların o kimsenin bilmediği melodileri fısıldayışıydı bazen aşkım. Dere kenarlarında çırılçıplak çocukların şen kahkahalarıydı... Kızgın güneşin altında, elleri nasırlaşmış köy kadınları gibiydim, yüreklerimize umudun tohumlarını ekerken. Her şey öyle saf öyle duruydu ki...
 
Eğlenmek için ne müziğe ne de dansa ihtiyacım vardı. Odamın tüm camlarını açıp, gün ışığının odama rengarenk süzülmesinden oyunlar yaratırdım kendime. Ellerime garip şekiller verir, duvara yansıyan gölgesinde renkli ışıklarla giydirirdim parmaktan bebekleri.  Yollara düştüğünde ayaklarım, bulutların arkasında ki güneşi bile görebilecek kadar dolu bakıyordum dünyaya. Ufuklara daldığında gözlerim, dolmuyor, aksine ışıl ışıl parlıyordu. Ne mazi vardı içimde, ne de yarın... O an seni seviyordum ya, bu bir ömre bedeldi.
 
Seni sevdikçe kendimi daha çok hayata dost eder olmuştum. Tüm kırgınlıklarımı, tüm kızgınlıklarımı, kadere küslüğümü bile unutmuştum. Nefes alıyor ve seviyordum işte... Ne ekmek ne de su... Sadece aşk... Sadece sevgili... Dünya bendim, ekseni de sen... Bilmediğim dillerdeki hiç duymadığım şarkıları söyleyerek dönüp duruyordum. Her kalemi kağıdı elime alışımda sevinçten ne yazacağını bilmeyen bir yaramaz oluyordum. “Seviyorum” yazıyordum; yetmiyordu... “Özlüyorum” yazıyordum; dolmuyordu... Tüm imla kılavuzlarını çöpe atıp; “bdkjadjıdaDHŞWD”  yazıyordum; anlamıyordun...
 
Günler geceler öylece akıp gidiyordu. İçimde hakim olmadığım bir duyguyla nereye gittiğimi görmeden, sarhoş gibi dolanıp duruyordum. Zamanın hainliğini, kurduğu tuzakları göremeyecek kadar kaptırmıştım kendimi sevdaya. Vazoya koyduğum çiçekler oysa çoktan solmuştu. Güneş eski parlaklığını yitirmiş, odama uğramaz olmuştu. Camımı arsızca yalayan ayazı fark ettiğimde anlamıştım, eksenin artık değiştiğini. Aşk dolu bahar bitmiş, acımasız kışa terk etmişti yüreğimi.
 
Yine oyununu oynamıştı hayat. Sevgili hiç olmadığı kadar uzaklara düşmüş, gözlerim ufuklarda yalnızlıkla oynaşır olmuştu. Tükenmişti... Bitmişti... Doyuma ulaşmış olmalıydı sevgilinin yüreği. Daha fazlası yoktu işte. Hepsi bir bahara sığacak kadardı. Oysa benim yüreğim, dört mevsim açtırırdı çiçekleri. Buzları kırar, altından taptaze filizlere ulaşırdı. Sevda demek, yürekli olmak demekti, mert olmak, dimdik durmak demekti... Emek isterdi... Sıcaklık isterdi... Ama kutup yıldızlarına kanmıştı bir kere sevgilinin yüreği...
 
Yalnızlığa alışmaya çabaladım önceleri... Bahar tekrar gelir de beni yine sever diye umuyordum. Oysa her geçen gün daha çok sarmalıyordu yalnızlığın dikenli sarmaşıkları bedenimi. Canım acıyordu, etim kanıyordu ama hala seviyordum... Vazgeçmek bu kadar kolay olmamalıydı... Gök-gündüzde yıldızları görebilirsem ancak sevdaya olan borcumu ödeyebilirdim. İsyan etmemeli, beklemeliydim...
 
Ve bekledim... Ömrümden binlerce ömürler çalarak bekledim... Ne mevsimler geldi geçti, ama sevgili asla gelmedi. Baharları yapayalnız geçirdi sevdaya aç yüreğim. Ama yine gelmedi... Biliyordum artık gelmeyeceğini... Beklediğim ne varsa hepsi umutsuzluğun en diplerine gömülmüştü. Birlikte geçirdiğimiz anları, dokunuşları, bin bir anlamı koynunda besleyen bakışları düşledikçe, sızlayan yüreğimi satmayı bile denedim. Ama kimse almadı...
 
Şimdi bir ben, bir de sızlayan yüreğim var... Ne o beni avutabilir, ne de ben onun sızısını dindirebilirim. Tüm güzellikler şimdi uzanıp dokunamayacağım kadar geride kaldı. Aşk bitti, yerini çaresizliğe bıraktı.
 
“ Şimdi söyle bana sevgili... Bir zamanlar hayat dolu olan bu kalbi sızıdan kurtarabilir misin... Bana gülen gözlerimi tekrar verebilir misin... Beni tekrar sevmesen de olur; bu yüreğe yeniden umudu, bu yüreğe yeniden aşkı tattırabilir misin... “

Yorum (0) Yorum yaz!